NECİP KÖNİ - ***İnş.Müh+Ressam+Klarnetci****ADANA-TR

9/11/2008

İstanbul-Dubai (B.A.E.) Uçak Seyahati





Sevgili  Blog Arkadaşlarım,

Merhabalar..! "Es selamun alaeykum ve rahmatullah, kefaal ehlen ve sehlen..? " ( Selamlar, nasilsiniz..? )

ilk gidisim 1982 yilinda olan " DUBAI " Birlesik Arap Emirlikleri seyahatimin ikincisini bir is vesilesi sebebi ile

09.Kasim.2008 - Pazar gunu gerceklestirdim.


Ne olursa olsun insanin icinde ister istemez bir heyecan olusuyor. Istanbul -Yesilkoy ATATURK hava limanina geldigimde, bir anda takriben (26) yil onceki " DUBAI " seyahatiminde baslangici olan bu Yesilkoy hava alaninin, o zamanlar bugunku haline gore ufacik bir meydan olusunun silueti (Golgesi ve hayali). Gerci " DUBAI " ye inince

Dubai hava alaninda o gunku haliyle, bugunku dev bir hava alani olmasi beni pek de sasirtmadi dogrusu.


Neyse kisa olarak, sizleri SIKMADAN " ISTANBUL - DUBAI " ucak yolculugumun bir ozetini yapayim isterseniz...

" ISTANBUL - DUBAI " ucus suresi (3-saat 50-dakika) yani yaklasik (4) dort saat civarinda, ucus guzergahimiz " TURKIYE " de Istanbul- Ankara - Kayseri - Malatya - Elazig - Diyarbakir ustu " IRAK " (Mezapotomya) Bagdat " KUVEYT " Basra korfezi (IRAN kiyilari) ve " DUBAI ".... (Bu guzergahin resimlerini yazimin altindaki ekteki resim galerimde detaylica gorebilirsiniz ) sayet arzu ederseniz... :-)))

* Ucus yuksekligi takriben = 11.000- metre ( H= 11-Km)

* Ucus hizi takriben = 860- Km/saat

* ISTANBUL - DUBAI ucus mesafesi takriben = 3000- Km

* Emirates Hava yollari - cok konforlu ( Boeing- 777 ) ucaklar kullaniyor.. Servis ve hizmet mukemmel.

*NOT* su anda DUBAI`DE SAAT = 13.45 - TURKIYE`DE = 11.45


Sizlere bol bol sevgiler ve saygılar sunarım, efendim... Tekrar gorusebilme umudu ile...

NECİP KÖNİ - DUBAI / U.A.E.

*RESİM*


30/9/2008

Fenerbahçe Adana' da - (Sene-1958) / Nostalji




Sevgili  Blog Arkadaşlarım,

Şimdilerdeki, daha doğrusu bugünlerdeki Fenerbahçe'yi yazmak benim içinde, hele hele şimdiki genç futbol severler için de hiçbir caziplik noktası olmazdı diye düşünerek, sizleri şöyle bir elli (50) yıl öncesine çekip , o zamanın Adana şehir stadyumuna (Şimdiki 5-Ocak Stadı)'na sanal ve hayal düşüncelerimde ışınlamak istedim, bir anda...

Yalnız, benim anlatacağım buradaki anımı ve hatırayı, sakın "Google" arama motorundan tıklayıp da aramaya kalkmayınız zira bulamazsınız, çünkü size bunu Necip KÖNİ hafızasından canlı bir tarih olarak aktarmak istiyorum...
Zira bu anlatacağım küçük hatıra yazımda belki o günü yaşamış çok kimseler malesef şu anda dünyada yaşamıyorlar dahi...

Bu anlatacağım maçlar hatırladığım kadarı ile 1958- yılının kış aylarında, bendenizin ilkokul 3.cü sınıfa gittiğim dönemlere denk geliyor.. Enteresan şimdi bana sorsanız, öğle üzeri ne yemek yedin diye? Hatırlamayabilirim belki, ancak insanoğlu her nedense geçmiş eski günleri bir film gibi yerine göre %100 net olmasada bazı anıları ve hatıraları rahatlıkla hatırlıyabiliyor.. Mesela şunu çok rahat sizlere söyliyebilirim, sevgili hemşehrim Sn. Fatih TERİM daha ilkokula dahi gitmiyordu, bu anlatacağım öyküdeki dönemde..! :)))

1958 yıllarında, hatırladığım kadarı ile Türkiye' de çim sahası olan iki stadyum vardı.
1-Ankara (19-Mayıs) stadyumu - sahası çim,
2-İstanbul (Mithat Paşa) stadyumu (Şimdiki Dolmabahçe İnönü-BKJ) stadyumu. -sahası çim, fakat çimlerin bakımı ve masrafı çok olduğu için sonradan tasarruf amacı ile çimleri sökülerek, toprak sahaya dönüştürülmüştü uzun bir müddet için, kuzey kale arkasında "Gazhane" denilen fabrikanın yüksek taş duvarları vardı.
3-İstanbul (Fenerbahçe) (Şimdiki Şükrü Saraçoğlu) stadyumunda maçlar yapılmaz ve sahası otlar ile kaplı otlak gibiydi. Çoğu yeri de topraktı.
4-İzmir (Alsancak) stadyumu - sahası beton gibi sert toprakdı. (Tribünleri tahtaydı, sonradan batı ve doğu tribünleri betonarme yapıldı.) Her iki kale arkasında da seyirci tribünü yoktu.. (Halende aynı)
5-Adana (Şehir) stadı - sahası beton gibi sert toprakdı. (Sanki büyük bir park-bahçe içinde gibiydi. Portakal çiçekleri kokardı mevsiminde.)

O zaman futbol oyun sistemi ( W M ) denilen, (2) iki bek, (3)üç orta haf ve (5) forvet , tabii ki birde (1) kalaeci ile takım kurulurdu... Daha çok müdafa sisteme dayalı olur ve çoğu zamanda maçlar gosüz berabere de bitebilirdi.
(4-2-4) - (4-3-3) - (4-4-2) - (V.S.) oyun sistemleri daha sonraki yıllarda kademeli olarak devreye girdi zamanla.

FENERBAHÇE KADROSU - (W M) Sistemine göre, kurulmuş takım ise ;
Kaleciler - Şükrü Ersoy + Özcan Arkoç (Yedek) (Vefa' dan)
Geri Müdafaa - Avni (Sol bek)- Basri Dirimli (Sağ bek) (Kıbrıs'lı Mehmetçik)
Orta Saha - Şeref Has (Sol haf) - Naci Erdem (Orta-Santra haf) -Takım kaptanı - Şirzat (Sağ haf) (Beykoz' dan)
Forvet - Mikro Mustafa (Sol açık) - Yüksel (Sol iç) - Lefter (Santfor) - Can Bartu (Sağ iç) - Akgün Kaçmaz (Sağ açık) Hacettepe'den. Kadroyu tam %100 değilsede, %90 bu şekildeki kadrosuyla hatırlıyorum.. (Şayet meraklısı varsa bu işin, örneğin o maçta oynayan sevgili Sn. Can BARTU ağabeyimize sorabilirler..!) :))) Sanki Fenerbahçe antrenörü ise sevgili Sn. Cihat ARMAN gibi hatırladım.. İnşallah bir yanlışım yoktur. Şayet varsada lütfen beni düzeltiniz..! :)))

Bu maçlarda, o meşhur milyon liralık forvet (ŞENOL+BİROL=GOOL) daha Beşiktaş'dan transfer edilmemiş, Bildiğim kadarı ile Selim Soydan, Nedim, Ogün Altıparmak (İzmir-Karşıyaka'dan), Aydın (Karagümrük'den) henüz kadroda yoklar.. (Ben bu şekilde hatırlıyabiliyorum geçmiş günleri.)

Neyse, artık hikayemin başlangıcı olan, o 1958 yılının kış günlerindeki Adana şehir stadına gelelim... Türkiye'nin dev takımı sarı kanaryalar, Fenerbahçe Cumartesi ve Pazar günleri olmak üzere iki özel maç yapmak için davet edildikleri Adana'ya gelir... Adana'da yer yerinden oynar. Herkes çok sevinçli ve neşeli, çünkü büyük bir takım Fenerbahçe'yi artık canlı canlı gözleri ile görebilme şansları olacak diye...

Rahmetli babam, İstanbul'lu ve çok koyu bir Fenerbahçe'liydi. O zamanlar futbolda fanatiklik yok.. Bütün taraftarlar birbirlerine karşı centilmen (belki tek tük sivri tiplerede rastlamak elbetde mümkün). Adana şehir stadı o zamanlar küçük bir stad, birbirlerine vagon gibi bağlı (3) üç kapalı küçük tribünler (Klasik Anadolu stadları gibi) karşısında betonarme açık bir tribün... Kale arkaları ağaçlıklı büyük bir park şekilinde kuzey ve güney olmak üzere iki büyük bahçe.. Ancak bu dev Fenerbahçe maçlarına izdiham çok fazla ve misafir takımın masraflarını karşılmak için ek bilet satıp, gelir sağlamak gerekliymiş (Rahmetli babamın anlattıklarından) Yine hatırlayabildiğim kadarı ile maçların biletlerinin fiyatları , Fenerbahçe maçları için özel ;
1-Açık tribün = 5-TL
2-Kapalı tribün = 10-TL
3-Şeref tribünü = 15-TL
4-Saha kenarı masa = 50-TL (Dört kişilik, yani bir kişi 12, 5-TL)
5*Kale arkaları ayakta = 1-TL (Tabii buraların beleşcileri (Bedavacıları) çok çok)
Yalnız gülmeyiniz, o dönemlerde bu paralar çok çok pahalı bir kişi için, (Bir yabancı film oynatan (1-Film) lüks bir sinemada (Alsaray veya Erciyes sinemaları) bir seans sinema bileti (2, 25-TL) / Kişi içindi..Maçlarda ilişkin dediğimiz çeyrek ekmek arası sucuk 75-Kuruş, şayet dürüm bir porsiyon kebap ise 150-Kuruş yani (1, 5-TL)... Bu değerleri veriyorum ki gözünüzde hadiseleri daha iyi canlandırınız diye.. Vallahi rahmetli babamında o dönemdeki aylık geliri hatırladığım kadarı ile 1500-TL/Ay idi.. (Fabrika Md.Mv.) Oturduğumuzun evin bir yıllık kira bedeli ise çok iyi hatırlıyorum bunu , 3000-TL/Yıl idi. (Adana'da ev kiraları yıllık üzerinden ödenir. Buda bir dip notdur. )

Tabii babam sadece beni uslu durduğum için, kardeşimi büyük bir senaryo ile atlatıp yanına alıp götürerek, dört arkadaşı ile birlikte stadın saha kenarındaki o özel tahta maslara yerleştik.. Göyya stadın en lüks yeri oraydı. Zira saha kenarından bütün meşhur Fenerbahçe'li futbolcuları çok yakından görecektik.. Ne mutlu bana tabii ki .

İlk maç Cumartesi günü, Adana'nın kış günü olmasına rağmen günlük güneşlik ancak soğuk bir havada
FENERBAHÇE - ADANA DEMİRSPOR maçıydı. O dönemlerde Adanademirspor'da meşhur golcü Füze Selami, Kartal Yaşar (Bu iki futbolcu Adana'nın futbol camiasında göz bebekleri ve Fenerbahçe'de de bir dönem futbol oynadılar)
Kaleci Haşim, Dilo Yaşar, Coral gibi Adana'nın sevilen futbolcuları vardı. Neyse hatırladığım kadarı ile Fenerbahçe maçı çok kolay ( 4 - 1 ) kazanmıştı..

Ancak ertesi gün olan Pazar günü, sanki Cumartesi gününün o güneşli bahar havasını, kara yağmur bulutlarına terk etmişti hava sanki Adana semalarında. Havada bir gün öncesine göre daha da soğuk olmuştu. FENERBAHÇE-ADANA KARMASI (Ad.Demirspor takviyeli) maçıydı. Biz yine bir önceki gün gibi saha kenarındaki aynı masamıza yerleştik, babamım dört arkadaşı ile birlikte.

Dediğim gibi hava kapalı, simsiyah bulutlar, sanki gece maçı oynanacak kadar karanlıkta, fakat çok kuru ayaz bir soğuk, saha beton gibi sert bir toprak ve devamlı rüzgar neticesinde bir ince toz serpintisi oluyordu zaman zaman, bunun içinde önlem olarak bir belediye su arazözü gerektiğinde toz kalkmaması için sahayı sulamak için, saha kenarında bekletiliyordu. Adana karması takımı, zaten dünkü Demirspor takımının bir iki diğer Adana takımlarından alınan iyi futbolcularla takviyesi ile aynısı idi. Böylelikle Fenerbaçe'nin önünde hıslı bir takviyeli Adana demirspor vardı.

Her iki takım içinde çok zor şartlarda ve havada başlayan maç, yer yer setleşmelere kadar gidiyordu mücadelede.
Rahmetli babama arada sırada gözlerim kayıyordu, maçın stresinden (geriliminden), adamcağız ağzındaki sigarayı nerdeyse içmiyor adeta çiğniyordu. Her nedense o gün Fenerbahçe takımında bir rehavet vardı, bir gün öncesinin galibiyet mahmurluğu ile sanki. Fenerbahçe durgunlaşmış, aksak ve korkak bir futbol ile sanki berbabeliğe oynuyorlar gibi seyirciyi resmen uyutuyorlar, yapılmaması gereken hataları yapıyordu o kocaman Fenerbahçe takımı, bir günün öncesindeki Adana demirsporu sanki hafife almışlar gibiydiler.. Adana karması olmuştu bir kaplan gibi saldırgan ve çok güzel bir futbol oyunu sergiliyordu. Fenerbahçe olmuştu Adana takım, Adana karması takımı ise olmuştu sanki Fenerbahçe.. Lafı fazla uzatmadan.ancak bu maçın böyle gitmiyeceği zaten ikinci devrede (halftime) kendini gösterdi ve maçın sonlarına doğru o Adana'nın göz bebeği sevgili füze Selami ağbey çok şık bir doksandan attığı gol ile Fenerbahçe'yi ( 1 - 0 ) yenmişti.

Maçın bitiminde, Fenerbahçe'yi tutmayanlar yani karşı taraftarlar (yani Adana'lı Galatasaray'lılar, Beşiktaş'lılar) sevinçden gösteri yaparken, Fenerbahçe taraftarları üzüntüden kahırlanıp, üzülüyorlardı. Ancak bir ara yine rahmetli babama baktığımda, adamcağız resmen ağlıyordu, fakat kimseye belli etmeden.. Bunun üzerine bende Fenerbahçe'nin yenilmesine değilde, babamın üzüntü ve kederine, bende üzülerek bayağı çocuksu şekilde ağladığımı sanki dün gibi hatırlıyorum.

Demek ki, bugünlere gelince, insan artık şunu rahatlıkla düşünebiliyor, sevincin, neşenin ve üzüntünün, kederin hiç bir devirde, hiç bir zamanda, şekili ve tarzı değişemiyor... "Tarih tekerrürden ibarettir."


Sizlere bol bol sevgiler ve saygılar sunarım, efendim...

NECİP KÖNİ - A D A N A / TR

*RESİM* http://img437.imageshack.us/img437/8654/fb19581959kadro3pa.jpg

24/7/2008

Azerbaycan-Bakü- (Baki)





     


NECIP KONI.. INCELEMELERDE BULUNUYOR AZERBEYCAN 

Gezi Tarihi: 18-MAYIS-2008


Sevgili  Blogcu Arkadaşlarım... Merhabalar!

**************************************************************

MEN SiZLERE AZERBAYCAN TORPAKLARINDAN SALAMLAR GETiRMiSEM..MENiM OZUM CAN DOSTLARIM,CAN QARDASLARIM..!
MEN SiZLERi COK OZLEMiSEM,TAKRiBEN BiR AY KABAGI (Bir ay oncesi) MEN GELMiSEM AZERBAYCAN TORPAKLARINA,iS iSLEMEK TAPMAYA (is arastirmasi) BAKU SEHiRI COK YAHSi..MEN HER SEHERDE NERiMAN NERiMAN STANSiYASINDAN METROYA BiNiP,28-MAY STANSiYASINDA DUSURUM..(Ben her sabah NERiMAN NERiMANOV istasyonundan metroya binip,28-Mayis istasyonunda iniyorum..) DUNEN METRODA COK NEFER OLARDI,ONUN iCiN SUMUKLERiM HARAP OLARDI..(Dun metroda cok kisi (kalabalik) vardi,onun icin kemiklerim kirilacakti..) VAKIT KECiNCE SENi BASIMA DUSTUM..(Zaman gecince seni anladim..) NECE PUL BU SALVAR..? (Bu pantolon kac para..?) SABAH SEHERDE TiLiFONU ZENG OLAR MENE...(Yarin sabah telefonu beni ara..telefonun zilini caldir..)

***************************************************************

AZERBAYCAN ALFABESi = 32-HARF OLUP,BiZiM 29-HARFLi ALFABEMiZE EK OLARAK (Ters -e- Bizdeki sapkali (A)`nin daha cok inceltilmis sekili, Q (GII) , X (H) seklinde okunuyor...

***************************************************************

EVET....SEVGiLi DOSTLARIM NEREDE KALMISTIK..? EPEYCE OLDU BU AZERBAYCAN iSiNDEN DOLAYI SiZLERE YAZAMAYISIM...!
AZERBAYCAN HALKI BiZLERi COK COK SEViYORLAR...ASLINDA BU SEVGiYiDE COK AKILLICA KULLANMALIYIZ ONLARA KARSI...
BURADA SLOGAN (BiR MiLLET,iKi DEVLETiZ..! OZUMUZ BiRDiR..!) HER AZERBAYCAN`LININ DiLiNDE...BUDA DOGRUSU COK GUZEL
BiR HADiSE BENCE...BUNUN KIYMETiNiDE BiLMELiYiZ DiYE DUSUNURUM SAHSEN BENDENiZ...!

AZERBAYCAN`LILAR 70-YIL RUS (SOVYETLER BiRLiGi) SiSTEMi iLE iDARE EDiLMiSLER...Eee KOLAY DEGiL O SiSTMEDEN BU SiSTEME GECiS BAYAGI CETiN OLUYOR...ASAGI YUKARI RAHMETLi BARIS MANCO`nun iFADE ETTiGi GiBi AZERBAYCAN`da HER 3 veya 4 EVDEN BiRiNDE PiYANO VAR...AZERBAYCAN`LILAR MUZiGi COK SEViYORLAR BiZLER GiBi...BiRDE MESHUR OLAN (TOY) DEDiKLERi DUGUNLERi...FAKiR-ZENGiN FARKETMiYORMUS,BUTUN TOYLAR (DUGUNLER) YEMEKLi ZiYAFET SEKLiNDE...TABii HERKESiN KESESiNE GORE...HER DAVETLi TOY(Dugun) SAHiBiNE PARA VERiYOR..BOYLELiKLEDE TOYA YANi DUGUNE MADDi YONDEN KATKIDA BULUNUYORLAR...BiZDEKi ALTIN-PARA TAKMASI gibi BiR SEY....

BAKU - BAKi AZERBAYCAN`in VE HAZAR DENiZiNiN BENCE iSTANBUL`u,TARGOVi SEMTi ile KAFKASLARIN SANKi PRiS ve ROMA`sini ANDIRIYOR DiYEBiLiRiM YER YER...BAKU METROSU RUSLARDAN KALMA SiSTEMLi ve UCUZ BiR ULASIM SAGLIYOR, AZERBAYCAN`LILARA...BiNALAR (iceri Sehir-BAKi SOWYETi) TARGOVi,AZADLIK MEYDANI,iLiMLER AKADEMiYASI BOLGELERi COK COK GUZEL (Rus ve ALMAN esirlerin insaa etmis olduklari)

BURADA INTERNET TURKiYE`ye GORE BiRAZ YAVAS...BEN HER GUNDE PEK INTERNETE GiREMiYORUM...ANCAK AKSAM (GECELERi)
EVDEN COK COK YAVAS OLARAK GiREBiLiYORUM...BELKi iNANMIYACAKSINZ FAKAT BU YAZIYI SiZLERE BiR,iKi SAATDiR URASIYORUM YAZMAK icin.. (Bazen hat kesilebiliyor) BURADA BiLGiSAYARLARDA TURKCE KLAVYE BULMAK COK COK NADiR DENiLECEK KADAR AZ....BU NEDENLE YAZIMI SiZLERE BU SEKiLDE YAZMAK ZORUNDAYIM...ZiRA INTERNET SAYESiNDE RUSCAYIDA OGRENECEGiM BU GiDiSLE BURADA..(Kril Alfabesi)

BU NEDENLE  Blogcu  EDiTORLERiMiZDEN ONEMLi BiR RiCAM VAR,BU UZAK KARDES GURBET ULKESiNDEN BANA YARDIMCI OLMALARI icin BU ZORLUKLAR icinde YAZMIS OLDUGUM BU YAZIMI iMLA ve HARFLER NEDENi iLE YAYINA ALMAMAZLIK
YAPMAZLAR iNSALLAH...ARZUSUNDAYIM...(Cok cok tesekkur ederim..!)

SiMDiLiK SiZLERi FAZLA SIKMADAN BURADA BU YAZIMI NETiCELENDiREYiM....

HEPiNiZE SEVGi ve SELAMLARIMI SUNARIM...

NECiP KONi - BAKi / AZ



NOT* Bu yazim (MB)-Milliyet Blogda da yayinlanmaktadir...
Necip Köni - Adana / TR
24/7/2008

Azerbaycan dönüşü...Gürcistan - ( Georgia )


Sevgili (GEZi YORUMLARI) Arkadaşlarım... Merhabalar!




Evet, beklediğim gün en nihayet gelip, çatmıştı...! TÜRKiYE`ME `dönüşdü bu...

Benim dönüş seyahatimi karayolu ile yapma arzusu, daha Azerbaycan`a ilk geldiğim haftalarda oluşmuştu kafamda bir kere. Ancak değişiklik olsun diye, ben once İran üzerinden Türkiye`ye dönmeyi düşünmüştüm. Ancak benim pasaportumda Amerikan vizesi vardı. Belki de bu vize bana İran`da bir sorun yaratabilirdi. Bunu bana Azerbaycan daki Türk ve Azerbaycanli dostlarım önemle hatırlattılar.

Bunun üzerine ben de güneyden İran üzerinden Türkiye`ye gideceğime, kuzeyden Gürcistan üzerinden Türkiye`ye dönmeye karar verdim. Otobüs biletimide BAKÜ-SAMSUN olarak (70-$ + 20-$ = 90-$) USA Dolar ödiyerek aldim. Buradaki 70-$ otobüs bileti + 20-$ ise Azerbaycan gümrük kapsından rahat geçebilmemizi sağlayacak (Hörmet-Bahşiş veya Rüşvet dedikleri) fon parasıydı.

BAKÜ-Azerbaycan hareketi ile (BAKÜ-GENCE) Azerbaycan-(TİFLİS-BATUM)Gürcistan-RiZE-TRABZON-GiRESUN-ORDU-SAMSUN-ANKARA ve en nihayet... ADANA...Tam tamına BAKÜ-ADANA 49-saatlik ve 3-otobüs aktarması ile
zevkli ve çok yorucu bir seyahatle sonuçlanmiş oldu bu vesile ile...

Azerbaycan-Gürcistan gümrük kapısında 3-Saat (1-saati=Azerbaycan, 2-saati=Gürcistan) Gürcistan-Türkiye gümrük kapısında ise 1, 5-saat (1/2-saati=Gürcistan, 1-saati=Türkiye) olmak üzere toplam ceman 4, 5-saati bekleme ile geçti.

Gürcistan girişi ile cıkışı arasındaki iki sınır kapısı mesafesi olarakda takriben 7 saatlik bir seyahatimiz oldu. Bu arada kahvaltı ve ihtiyaç molaları bu zamana dahildi. Bu güzergahımız üzerinde, Gürcistan`in TiFLiS-GORi- KHASHURi-AKHALTS IKHE ve BATUM şehirlerini görebildik. Gürcistan`daki seyahatimizin 3-saati gece, 4-saati ise gündüz olarak geçti.

Gürcistan`ın karayolları Azerbaycan`a göre çok düzgün ve iyi, ancak Türkiye`ye göre ise çok da güzel değil. Manzarası süper güzel, aynı Karadeniz kıyılarımızın devamı gibi Batum, Tiflis vadisi...

Azerbaycan ve Gürcistan'da yol üzerinde vermiş olduğumuz, ihtiyaç molalarındaki tuvaletler (WC)'ler tek kelime ile tam bir pislik ve rezalet... İnanır mısınız, insan zaten bunları görünce, ehh bazende kendi ülkemiz TÜRKİYE'mize haksızlık ettiğimizi anlıyorum doğrusu... Bu konularda biz TÜRKİYE olarak, hem Azerbaycan'a, hem de Gürcistan'a göre çok çok üstün ve temiziz. Bunu rahatlıkla gözlerinizde canlandırabilirsiniz dostlarım.

Bu arada yeri gelmişken, seyahatımda Azerbaycan ile Türkiye`yi birbirine bağlayan Gürcistan hakkında da kısa bir Ansiklopedik bilgi veremeden geçemiyeceğim sizlere doğrusu...

Gürcistan, Karadeniz’in doğu kıyısında, Güney Kafkasya’da yer alır. Tam adı Gürcistan Cumuhuriyeti’dir. Eski Sovyet cumhuriyetlerinden biri olan Gürcistan'nın kuzeyinde Rusya, güneyinde Azerbaycan, Ermenistan ve güneybatısında Türkiye yer alır. Ülkenin batı sınırını Karadeniz belirler.Rusya ile sinirda gumruk kapisi 6-Adet, Ermenistan ile 3 adet, Türkiye ile 1 adet ve Azerbaycan ile de 1 adet olmak üzere toplam 11 adet dir.

Gürcistan'ın başkenti Tiflis
Gürcistan'ın en büyük şehiri Batum(***)
Gürcistan'ın nüfusu (2004 sayımı ile) yaklaşık 5-Milyon kişi
Gürcistan'ın yüzölçümü (Toprak büyüklüğü) 69.700-km2 dir.
(***)Batum, Demokratik Gürcistan Cumhuriyeti sınırları içinde kalan Artvin ve Ardahan geri alınırken, 7 Mart 1921'de Batum da işgalden kurtarılmasına rağmen, 16 Mart 1921 tarihinde imzalanan Moskova Antlaşması gereğince Bolşevik ordularının ele geçirdiği Gürcistan’a bırakıldı.

Gürcistan'ın başkenti Tiflis'te yaklaşık 14 tiyatro faaliyet göstermektedir. Ülkedeki kötü ekonomik koşullar tiyatro ve diğer sanat dallarını olumsuz etkilemiştir. Ancak, Tiflis'teki kültürel hayatın imkanlar ölçüsünde canlı olduğu söylenebilir. Son zamanlarda sergi salonları sayısı artmakta, sinema salonlarının sayısı azalmaktadır. Televizyon ve radyo faaliyetleri de artmaktadır; iki devlet televizyon kanalı ile 7 özel televizyon kanalı yayın faaliyetinde bulunmaktadır. 2005'ten beri Poti kentinde düzenlenen Karadeniz Ülkeleri Arası Çocuk Halk Dansları Festivali'ne her yıl yüzlerce kişi gelmektedir.

Sovyetler Birliği'nin dağılması Gürcistan ekonomisi üzerinde olumsuz bir etki yaratmış ve oldukça istikrarsız bir yapı ortaya çıkmıştır. Hammadde, enerji ve diğer endüstri ürünlerinin pazarlandığı diğer Cumhuriyetlerle arasındaki bağların ortadan kalkması Gürcistan ekonomisini olumsuz etkilemiş, bireysel gelirlerde, tarımsal ve sanayi üretiminde, turizm gelirlerinde önemli düşüşler yaşanmış, enflasyon ve işsizlik önemli ölçüde artmıştır.

Sevgi ve saygılarımı sunarım, efendim...

NECİP KÖNİ - ADANA / TR

 

KAYNAK : Vikipedi, özgür ansiklopedisi
RESİMLER : Necip KÖNİ - Arşivi 

19/8/2007

Akdamar Adası – V A N GÖLÜ - (1994)

 

Akdamar Adası – V A N    GÖLÜ   - (1994)

 

Aghtamar, Ahktamar ismleri ilede bilinir) (Ermenice: Աղթամար), Türkiye'nin Van ve Bitlis şehirleri arasında bulunan Van Gölü'nün içinde yer alan en büyük adadır. Van'ın Gevaş ilçesi sınırları içerisinde yer anan adada Ermeniler´den kalma bir de kilise bulunur. Yüzölçümü 700 metrekare olan adanın toplam kıyı uzunluğu 3 kilometreyi bulmaktadır. Deniz seviyesinden 1912 metre yüksekte bulunan adanın batı uçlarında yüksekliği 8 metreye ulaşan dik kayalıklar vardır.

Akdamar adının nereden geldiğine dair birçok varsayım vardır. Bunlardan birine göre; zamanında bu adada yaşayan başkeşişin güzelliği dillere destan çok güzel Tamara adında bir kızı vardır. Adanın çevresindeki köylerde çobanlık yapan Müslüman bir genç bu kıza aşık olur. Bu genç Tamara'yla buluşmak için her gece adaya yüzer. Tamara ise ona gece karanlığında yerini belli etmek için onu bir fenerle beklermiş. Bundan haberdar olan kızın babası, fırtınalı bir gecede elinde fenerle adanın kıyısına iner ve sürekli yer değiştirerek gencin boşuna yüzüp, gücünü yitirmesine neden olur. Yüzmekten gücünü yitirip, yorulan genç çoban gölün içinde boğulur ve boğulmadan önce son nefesiyle "Ah Tamara!" diye haykırır. Bunu duyan kız da hemen ardından kendini gölün sularına bırakarak boğulur. Ah Tamara! isminin dönüşerek zamanla Ahtamar ve Akdamar biçimini aldığı varsayılır.

 

915-921 yılları arasında Kral I. Gagik tarafından, o zamanlar adada bulunan saray için yaptırılan Akdamar Kilisesi'nin mimarı olarak Keşiş Manuel gösterile de kralın da bizzat planlara karıştığı söylenir. Adanın güney doğusuna kurulmuş olan kilise, pek çok yönüyle dikkat çekici bir yapıdır. Yapımında kullanılan andezit taşları, mevsimlere ve günün saatine göre sarı, kırmızı veya gri renklerde bir görünüm sunar. Haç planlı kilisenin bir diğer özelliği de, dış cephenin çok zengin bitki ve hayvan motifleriyle İncil ve Tevrat'tan alınma sahneleri betimlemesidir. Kilisenin kuzeydoğusundaki şapel 1296-1336 tarihlerinde; batısındaki jamaton 1793 tarihinde; güneyindeki çan kulesi 18. yüzyıl sonlarında ilave edilmiştir. Kuzeyindeki şapelin ise tarihi bilinmemektedir 1116 - 1895 yılları arasında Ermeni Katolikliği´nin merkezliğini yapmış 1915 yılında Osmanlı Devleti tarafından yapılan Ermeni Tehçiri'nden sonra adada kalan son rahiplerin de kiliseden ayrılması ile kilise kaderine terk edilmiştir. Onyıllar boyunca hiç bir bakım görmemiş olan kilise Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde, Türkiye Ermenileri ve komşu Ermenistan ile ilişkilerin geliştirilmesine yönelik bir adım olarak, 1.5 milyon dolar harcanarak restore edilmiştir. Kilise 29 Mart 2007 tarihinde TC kültür bakanı Atilla Koç ve Ermenistan Kültür Bakan yardımcısı ile 20 kişilik bir heyetin katılımıyla müze olarak tekrar açılmıştır [2]. Türkiye Ermenileri´nin ruhani lideri II. Mesrub, Türkiye Cumhuriyeti´nden, kilisenin mimarisine bağlı kalınarak, kubbesine bir de haç asılmasını istemişse de TC hükûmetinden şu ana dek bir yanıt gelmemiştir [3]. Açılışa Ermenistan'a, Ermeni diasporasına'a ve çok sayıda gazeteciye davetiye gönderildi. Fakat Ermeni diasporası açılışı boykot etti ve diasporayı temsilen kimse katılmadı

 

*KAYNAK* Vikipedi, özgür ansiklopedisi

 

11/8/2007

PARİS – CONCORDE MEYDANI ve EYFEL KULESİ – (YIL-1991

 

PARİS – CONCORDE MEYDANI ve EYFEL KULESİ – (YIL-1991)

Concorde (Konkord) meydaniParis'in ve hatta fransa'nin en onemli simgelerinden birisidir. bunun yaninda tarihi onemi de vardir; fransiz ihtilali sirasinda giyotinler bu meydanda kurulmus ve marie antoinette, 16. luis, maximillien robespierre, danton gibi fransiz ihtilalinin onemli simalari bu meydanda idam edilmislerdir. Şehrin pek çok yerinden görülebilen dönme dolap da bu meydanın louvre müzesi'ne yakın tarafında kalır. dönme dolap arkaya alınıp düz gidildiğinde de champs elysees'e(Şanzelize Bulvarı), hiç de çekici olmayan ki gayet döküntü bir başlangıcı vardır bu caddenin  bir başlangıçla giriş yapılır. yine bu meydanda bir dikilitaş yer alır. Buradaki dikilitas'in ise dunyada bir eşi daha olup, o da halen Mısır' da bulunmaktadır. Concorde meydanına gare du nord'(Kuzey Gar) dan; 4 numaralı metro hattına porte d orleans istikametine doğru binilip, strasbourg st. dennis durağında 8 numaralı metro hattına (balard istikameti) aktarma yapmak suretiyle ulaşılabilir.
Varış saatine göre, ya seine(Sen) nehri kıyısından sigara tüttürerek eiffel'(Eyfel Kulesine) e doğrı gidilir, ya da avenue des champs elysees'(Şanzelize Bulvarına) a akılır.

 



« Önceki::

Blogcu ile yapıldı